|
|
||||||
![]() |
||||||
|
Kozlupınar Köyü (Hapanos) - Erzincan Erzincan ili, Kemaliye ilçesine bağlı olup, bağ ve bahçelerinin yanı sıra, doğanın kendisine bahşettiği kızılkaya, Ulupınar, Suyungözü (Işıkpınar), katmuk, inderesi, hasdere, küspet, kaya dipleri, alo ve geyik mağarası, eğribük, eğin kanyonu gibi gezilip görülmesi gereken zengin Kozlupınar (Hapanos) Köyü; telefon, elektrik, içme suyu, kanalizasyon, asfalt yollar, kolay ulaşım ve iletişim gibi tüm modern alt yapıya sahip olup konaklama için köyde kalınabileceği, ilçedeki otellerde tercih edilebilir. Kemaliye ilçesine yakınlığı nedeniyle sağlık hizmetlerine kolaylıkla ulaşabilmektedir. Kozlupınar'da geleneksel olanla modern olan birbirini korumuş ve bir uyum içinde birlikte varolmuştur. Daha köy girişinde sizi karşılayan usta işi taş duvarlı binalar, tüm modern donanıma sahip birer yaşam mekanlarıdır aslında. Kozlupınar'ın içlerine doğru ilerlediğinizde taş ve ahşap izdivacıyla inşa edilmiş evler göze çarpıyor. Osmanlı zarafetini yansıtan bu güzel mekanlar dut, ceviz, çınar, kavak ağaçları arasında yer alan bahçelere veya vadinin keskin yamaçlı eğimli arazisine hakim noktadan Keban baraj gölüne, payamlu'ya, güneylere, öte keçelere veya Ulupınar ile köybaşları'na bakıyorlar. Kemaliye (Eğin) evleri olarak ünlenen hanelere açılan her kapı ya bir avluya ya da bir bahçeye çıkıyor. Araziyi ekonomik kullanma zorunluluğu nedeniyle, evler kademeli olarak şekillenmiş, yatay değil, düşey olarak düşünülmüş ve tek katlı evler yerine iki, üç ya da dört katlı evler tercih edilmiştir. Evlerin bir çoğu eğimli araziye yaslanır. Dolayısıyla, Kemaliye Evleri'nin her katından açılan kapılardan, sokağa ya da bir bahçeye çıkabilirsiniz. Genelde üç katlı olan evlerinin alt katları, hizmet katı olarak işlev görüyor. Bahçe ile bağlantısı olan kat soğukluk, kiler ve odunluk olarak kullanılıyor. Taş duvarın üstü, ahşap katlar, yaşam mekanları olarak düzenleniyor. Divanhane, selamlık, sofa ve mutfak bu katta bulunuyor. Evin, “Direkli Oda” denilen selamlık odaları ayrı giriş ve servi mekanları ile evin diğer bölümünden ayrılmıştır. Eğin evlerinde tüm oturma mekanları manzaraya, yani Fırat'a bakar. Doğu yönünde ki odalar, evin diğer cephelerine oranla çok sayıda pencere, vitraylı tepe pencereleri, ileriye taşan cumbalara sahiptir. "Aralık" adıyla biçimin ana belirleyicisi olma işlevini sürdüren sofa, odaların ve diğer mekanların doğrudan açıldığı bir geçittir. Ortak kullanım alanı olmanın ötesinde, katların dış çevre ile doğrudan ilişkisini sağlaması bakımından önem kazanır. Sofa, geleneksel evin avlu öğesini, yapı içinde oluşturma eğiliminin bir ifadesi olarak da açıklanabilir. Kemaliye evlerinde sofanın oturma işlevli bölümü, "Divanhane" adını alır. Divanhane aynı zamanda evin, manzara ile etkin görsel ilişkisini kurduğu mekan olarak da tanımlanabilir. Yalnızca bir basamak yükseltilmiş döşemesiyle sofadan ayrılır. Yaz boyunca oturulan ortak mekan “Divanhane”, cephede dışarıya en fazla çıkma yapar, bunu selamlık ve odalar izler. Kozlupınar evlerinde, kış mevsimi kullanımı için örgütlenmiş "Kış Odası" boyut ve donanım öğeleri ile diğer odalardan farklı özellikler gösterir. Ailenin kullanımına yönelik kış odaları kareye yaklaşan boyutları ile oldukça küçük olup, genellikle taş duvarlı alt katlarda yer alırlar. Ayrıca ana katta konumlandırılan evlerde de dış duvarlarının taş olmasına özen gösterilmiş, bu nedenle de planın arka kesiminde oluşturulmuşlardır. Dış duvarlar üzerindeki pencere sayısı ve boyutu, soğuğu geçirme kaygısıyla en aza indirgenmiştir. Üst katlarda yatak odaları yer alıyor. Oturma odalarında; oturma alanı (sekiüstü), sekialtına göre bir basamak yükseltilmiştir. Sekiüstünde, duvarlar boyunca yerleştirilen bir, iki ya da üç yönlü sedirler bulunur. Sedirleri sekialtı kenarında sınırlayan eleman olarak kapı tarafında korkuluk (parmakçalık), diğer tarafında ise yüklük yer alır. Yüklükler banyo yapma ve yatak-yorgan koyma yeri olarak işlev görür. Yüklük ile kapı arasındaki duvar yüzeyi ise, "çiçeklik", "şerbetlik" adıyla anılan ahşap süslemelerle şekillendirilmiştir. Ayrıca, çiçeklik üst sınırında, kapıdan yüklüğe kadar ve oradan da pencere üst sınırına koşut, tüm mekanı dolaşan raf sistemi, köşelerde lambalık, kapı üstünde veya arkasında da şapkalık yer alır. Kiler ve soğukluk adları; Kozlupınar evlerinde depolama işlevine yönelik çeşitli mekanlara verilmiştir. Meyve, sebze, tahıl, yağ, peynir, kavurma ve uzun süreli tüketim için hazırlanan yufka ekmeklerinin bozulmadan saklanmasını sağlayacak uygun sıcaklık ve havalandırma koşullarına sahip farklı mekânların oluşturulabilmesi için, kat alanlarının genellikle odaların konumlandığı ön kesim dışındaki bölümleri depolarla donatılmıştır. Kilerler dışındaki "Soğukluk" veya "Mağza" adı verilen bölümler; en alt katın arka kesiminde yer alan veya daha aşağıya gömülen soğuk hava depolandır. Ayrıca ilçeye özgü bir uygulama ise, bu soğuk ortamın; mekânın tabanından sürekli su geçmesi sağlanarak elde edilmesidir. Kozlupınar evlerinin günlük kullanıma ayrılan hazırlama ve pişirme mekanları olan mutfaklar, çoğunlukla ana katta sofaya bitişik ve evin manzara yönüyle ters konumdaki arka kesiminde yer alır. Model olarak odalarla uyum gösterir. Mutfağın en önemli özelliklerinden bir tanesi, kapısının diğer kapılara göre küçük olmasıdır. İçeri giren kişinin başını eğmek zorunda kalması, "nimete saygının" ifadesidir. Kemaliye evlerinde selamlık odasına hizmet olarak tasarlanan kahve ocağı, bu mekanla doğrudan ilişkili küçük bir ofis niteliğindedir. Çoğunlukla evin arka kesiminde konumlanmış olması nedeniyle dış duvarları taş olup, pencere yüzeyleri de, servis mekanı penceresi niteliğindedir. Sedir, ocak ve duvar nişleri içindeki dolaplar mekanın donanım öğeleridir. Son katın üzerinde bulunan rıhtım döşemeyle kaplı damlar ise, tarımsal ürünlerin işlenmesi ve kurutulması amacıyla kullanılıyor. Evlerin yapım sisteminde taş ve ahşap malzeme kullanılır. Birinci ve ikinci katlar kesme taştan yapılmış duvarlara sahip iken, diğer katlar arası topraktan yapılmış kerpiç dolgulu ahşap dikmelerin üzeri son derece nitelikli çam tahtaları ile kaplanarak oluşturulur. Ahşap kaplamaların etekleri fisto biçiminde iç ve dışbükey eğriler veya yalın oyma motiflerle bitirilmiştir. Bu ahşap kaplı cephedeki düşey dikdörtgen pencerelerin, ahşap kapaklarındaki dövme demir açma kapama ve sabitleştirme elemanları motiflerle bezelidir. İki yana veya üç yöne açılan kapaklar kapandığında odalar yalnızca tepe pencerelerinden ışık alır. Ahşabın evlerde yoğun biçimde, hatta İstanbul dışında, hımış sisteminde yapılmış evlerde örneğini bilmediğimiz cephe kaplaması olarak kullanımını kanımızca yalnız sağlanabilme olanağı ile değil, halkın sosyal ve ekonomik düzeyi ile açıklamak zorunluluğu vardır. Evlerin yapım yıllarında İstanbul ile doğrudan ve süreklilik içeren ilişkilerin öncelikle ahşabın cephe kaplaması olarak seçilmesini etkilediğini, önemli bir sonuç olarak ortaya koymak gerekir. Diğer yandan V. Cuinet'in "ülke için bu rakam oldukça büyük bir miktardır" vurgulamasıyla verdiği 3-5000 Altın Lira ev değeri, halkın ekonomik gücünün göstergesi olarak da bir sonuç niteliği taşımaktadır. Ahşap cephe yüzeyini üstte saçak, yöreye özgü adıyla "Süvüng" sınırlar. Yatay ve düşey ahşap elemanlardan oluşan saçak, aynı zamanda bir balkon korkuluğudur. Çünkü evin "Rıhtım" adı verilen dere taşı kaplı düz damı, diğer adıyla "Yetme", üzerinde gezilen bir üretim alanıdır. Pestil, tarhana, dut, elma, reyhan evin bu en üst kısmında kurutulur. Ayrıca aynı katta depolama ve yazın oturma işlevli kapalı mekanlar da bulunur; buraya "Kaçak" denir. Eğin evlerinde dikkate değer bir cephe elemanı da kapılar ve kapı tokmaklarıdır. Kemaliye’nin sokaklarında ve köylerinde dolaşırken, evlerin kapılarındaki buraya has kapı tokmaklarını fark edeceksiniz. Hemen hemen her evin kapısında, boyları ve sesleri farklı iki ayrı tokmak var. Evin sahibi, kapısında ‘’Tak’’ sesini duyunca, yani yukarıdaki tokmak çalınınca bir erkeğin, aşağıdaki küçük halka ‘’Tık’’layınca da, gelenin bir kadın ya da köyden birisi olduğunu anlıyor. Sacdan yapılan, bu el yapımı kapı tokmakları, "dibinin aynası’’ denilen kısımlarıyla birlikte, emek isteyen geleneksel bir el sanatı. Tek bir kapı tokmağının, ustayı bir hafta uğraştırdığı oluyor. Halkın, "kapısına iyi model çaktırmış’’ dediği kapı tokmaklarının fiyatları, bazen bin YTL'yi aşıyor. Demirci bir aileden gelen ve dedesinden kalma atölyesinde dövme demirden kapı tokmakları yapmayı sürdüren Mustafa Demirci, bu yıl Turizm ve El Sanatları Fuarı’nda birincilik ödülü almış. Mustafa Demirci Atölyesi, Karabekir Çarşısı, Otopark Meydanı No. 29, Kemaliye, 0446 751 30 81. Anadolu'nun farklı geleneksel konut bölgelerinin kesişimindeki konumuyla Eğin Evleri, mimarisinde yerel kültürel öğeleri barındıran; ancak plan örgütlenmesi ve yapısal özellikleri ile Osmanlı Dönemi'nin geliştirdiği kentsel konut geleneğinin özgün örnekleri arasında yer alır. Kozlupınar (Hapanos) Köyü; tüm bu özelliklerini, insanın yüksek eğitim ve kültür seviyesinden almaktadır. Kozlupinar halkı gurbette edindiği maddi ve manevi kazanımlarını bir şekilde toprağına yönlendirmeyi ve özünden ayrılmamayı başarmış konuk sever insanlardır. Kozlupınar'da, değişmeyen bir şey vardır, konukseverlik. Kozlupınar'a gelen bir yabancının duyduğu ilk sözcük ‘hoşgeldiniz’dir.’’ Öyledir... Kim gelirse gelsin, birkaç Kozlupınar'lı yaklaşarak ‘’Hoşgeldiniz’’ der. Her ne kadar, Munzur Dağları arasındaki, kapalı ve ırak coğrafyasında kendine dönük yaşıyor gibi dursa da insanlarımız, kalpleri açık, dünya görüşleri geniş, kültürlü insanlardır. Anadolu konukseverliği, burada gerçek anlamda yaşıyor. Köylerdeki evlerin bir odası hep Tanrı misafirleri için. Uçak ile seyahat edenler yaklaşık dört saatlik bir zaman dilimi içinde Kozlupınar köyüne varabilirken; otobüsle seyahat edenler, ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla Arapkir ilçesine varıyor. Elazığ ve Malatya'dan gelen Karayolları birleşerek Arapgir'e ve daha sonra Kemaliye İlçe merkezine ulaşır. Bu yol, Bağıştaş demiryolu istasyonuna ve oradan da İliç-Kemah istikametinde devam ederek, Kemaliye'yi Erzincan'a bağlar. Yolda feribot iskelelerini işaret eden tabelalar var ki insanı ilk bakışta şaşırtsa da Keban baraj gölünün çok yakınınızda ve üzerinde üç farklı ilçeye feribot seferleri yapıldığını hatırlatıyor. Siz de, Elazığ Malatya yolu üzerinde, Keban Barajı'na kuşbakışı bakan bir noktada durun, manzarayı seyredin ve fotoğraf çekerek bu güzel anı ölümsüzleştirin. Yol üzerinde pek çok alabalık restoranı var ama tavsiyem yemek işini tandır kebabı meşhur Arapgir e bırakmanız yönünde olacak. Arapkir ilçesinden yola çıktığınızda Kozlupınar köyüne varmak için önünüzde yaklaşık 50 kilometrelik bir yol kalır ki, bu aslında sayıların gerçek mesafeyi tanımlamak ta yetersiz kaldığı bir andır. Evet, Arapgir - Kozlupınar arası 50 kilometre ama, bir tarafı dik yamaca dayalı, diğer yanı uçurum olan ve Fırat'ın Karasu kolu boyunca devam eden virajlı yol, sunduğu müthiş manzaranın karşılığını hızınızı keserek alıyor. Normal şartlarda en fazla 45 dakika sürecekken, 1.5 saatte ancak aşılıyor. Yol üzerinde Dudbeli adı verilen ve dik yamaçtan keskin virajlarla inen yerde, aracınızı gelen ve giden diğer araçların uzaktan rahatça göreceği yolun geniş bir yerine alın ve manzaranın yanı sıra bu yolu o noktaya inşa eden ustaların emeğinin hakkını verin. Tabii ki bu yollarda şehirler arası çalışan otobüs ve kamyon şoförlerinin hakkını da vermek lazım. Dudbeli bitimi kendinizi birden doğunun sarı ve mor çiçekli örtüsünden; Keban barajının oluşturduğu göl ile yamaçları meşe ve çam ormanlarıyla yeşil bir örtüye bürünmüş dağlar ve pınarlar arasında buluyorsunuz. Bu durum; sizin artık Kemaliye ilçesi sınırlarında olduğunuzun habercisidir. Az bir zaman içinde Kozlupınar sizi tam karşıdan ve yüksekçe bir noktadan kavuşmanın verdiği sevinçle selamlıyor olacaktır. Kozlupinar yol ayrımına varınca otobüsten iniyoruz; köye varmaya yaklaşık 1.5 kilometrelik bir yol var ve ben yürümek istiyorum. Hemen solumda eğin vadisi tüm güzelliği ile uzanıyor ki seyrine doyamadan Kozlupınar ın dik yokuşla başlayan yolunda ilerliyorum. Yol boyunca solumda sütlük bayırı, çalılık, beg kayası, güney bağları, dere, Fırat ile öteki yakanın köylerini ve yollarını; sağımda kızılkaya, köybaşı, sebihenin çeşmesi, eski köy yolu ve beg kayasından sonrada tam karşımızda kalan kozlupınar, ötesinde eğribük, dag yolu, kiren, hıdırgen, ulupınar, ovit, karıncalık, alo mağarası ve ekrekğin payanlı'yla oluşturduğu manzarayla ilerliyorum. Nişangaha varınca çocukluğumda sıkça ziyaret ettiğim kayabaşını ve dereyi seyre dalıp kayadiplerinin ve güney bağlarının terk edilmişliğinin verdiği hüzünle çocukluk anılarımı tazeliyorum. Sanırım çaltulu, kayadibi, güney bağları, dere, payamlu, eski bağlar, kızılca bağlar, mezarlık bağları, agaç arası, yazıların, tepebaşı, hasdere, katmuk, küspet ve yarma bahçelerinin şen zamanlarını anımsayanlarda benimle hem fikirdir. Bu hislerle ilerlerken az sonra yol boyunca sağlı sollu uzanan köy mezarlığına varıyorum ahrete göçmüş büyüklerimin mezarlarını ziyaret edip ruhlarına fatiha okuyorum ve bağların arasından geçerek kozlupinar a varıyorum. Fırının yanından geçince beni başharman ve tüm yolcuların içmeden geçmediği baş çeşme karşılıyor. Ne demiş kitabeyi yazan "Baş Çeşme İçmeden Geçme" Bende öyle yapıp kana kana içiyorum. Burada eski Kozlupınar adetinden bahsetmesem olmayacak; kozlupınar'da; gurbettten gelenleri baş çeşmenin kurunun da ıslatmak adettendir haberiniz olsun... Gurbetçiler sılaya gelmiş, ortalık şen, insanlar birbirini uzun zaman sonra görmenin verdiği sevinçle karşılıyor. Yeni nesil, eskiyle, toprağıyla tanışıyor. Bu şenlik Ulupınar kurbanı ve onu takip eden dut şenliği için kozlupınar'a, toprağına gelmiş gurbetçilerden kaynaklandığı için bir aylık kısa bir süre sonunda bir dahaki seneye buluşmak üzere verilen sözler ve hoş anılarla yerini sakin ve huzurlu köy yaşamına bırakıyor. Köy yerlileriyle kasım sonuna kadar köyde kalan emeklilere kalıyor. Ulupınar insanlarımızın damarlarında dolaşmanın verdiği güçle her yaz Kozlupınar'lıyı kendine çekmektedir. KOZLUPINAR da düzenlenen etkinliklerin en eskisi olan Ulupınar kurbanı; Kozlupınar tarihi kadar eski olup, inanışa ve yaşanmış deneyimlere göre, her yılın temmuz ayının son haftası düzenlenen etkinlikler ve şükür namazı eşliğinde kesilen kurban olmazsa bu zengin su kaynağının suyunun bir dahaki sene çekilmesi inancına dayanan kültürel buluşma etkinliğidir. Kozlupinar halkı; yaz tatilini bu ana getirerek hemşerileri ile buluşmaya özen gösterir. Kozlupınar derneği tarafından düzenlenen dut festivali ise, bu etkinliğe bir sebepten katılamamış olanlar ile Ulupınar kurbanı için gelmiş olanları bir araya getiren festival havasındaki etkinlikler ile gerçekleştirilen diğer buluşma noktasıdır. |
||||||
![]() |
|
|||||